Sosyal Medya'da Takip Et :
muhtar@sirinevlermahallesi.com
+90 212 551 70 04
Kullanıcı Girişi
Hızlı Erişim
Muhtarımız
İnteraktif
Kan Bankası
Anket
Şirinevler Mahalle Muhtarlığının Dış Boyası Ne Renk Olsun
Beyaz
Siyah
Kırmızı
Yeşil
Mor
Mavi
Turuncu
Pembe
Bordo
Kahverengi
Kırmızı - Beyaz
Mavi - Beyaz
Lacivert
Lila
Turkuaz
Piano Black
Krem
Döviz Kurları
altın fiyatlar
Radyo İstek
İstek Gönder
Talat Paşayı Rahmetle Anıyorum... - Şirinevler Mahallesi Resmi Web Sitesi
Talat Paşayı Rahmetle Anıyorum...
Talat Paşayı Şehadetinin 94.yılında rahmetle yadediyor,Mevladan Şehadetini Kabul etmesini Diliyorum...
 
15 Mart 1921, Hardenberg Caddesi-Berlin. Arkadan sıkılan bir kurşun, caddede yankılanan tabanca sesi ve öne doğru eğilerek kapaklanan bir büyük devrimci. İttihat Terakki’nin ruhunu temsil eden ve hiç kimsenin önünde eğilmeyen Talat Paşa, Teyleryan adlı bir Ermeni tetikçinin arkasından sıktığı kurşunla şehit edilir. “Kütle-adam, millet adam, bayrak adam”dı. “Çıplak adamlardı” en sevdikleri. “Altınlar akarken de züğürt ölmeyi bilmişti.” Her zaman olduğu gibi kurşun bu sefer de bir yiğidi  vurmuştu. 
 
Peki kimdi Talat Paşa? Tanıyor muyuz ya da yeteri kadar tanıyor muyuz Talat Paşa’yı? Birilerinin propaganda amaçla yaydığı slogan benzeri bilgiler mi var aklımızda? Millet olarak kahramanlarımızı tanıyor muyuz? Onların hayatlarını, yaptıklarını, nelerden vazgeçtiklerini, ülküleri için hayatlarını ortaya koyduklarını biliyor muyuz? Kahramanlarımıza, hatıralarımıza sahip çıkabiliyor muyuz? Ülkülerinin peşinden gidenlerin bize bıraktıklarının değerini takdir edebiliyor muyuz? Talat Paşa’nın, 15 Mart 1921'de Berlin’in bir caddesinde, tabanca kurşunuyla biten/bitirilen yaşamının öyküsü bu soruların cevabını öğrenmeye veya öğrenmek için gayret sarf etmeye vesile olur belki de...  
 
Bakanlık ve sadrazamlık gibi önemli görevlerde bulundu. Bazen Talat Bey bazen Talat Paşa oldu ama İttihat Terakki içindeki adı her zaman “Bizim Talat” idi. 1 Eylül 1874 yılında Edirne’de dünyaya geldi. Babası, Batı Trakya yörüklerinden sorgu yargıcı Ahmet Vasıf efendi. Talat, ilk okulu Vize’de okudu. Edirne Askeri Rüştiyesini bitirdi.  
 
11 yaşında babasının ölümü üzerine maddi durumları bozulduğu için 17 yaşında Edirne telgrafhanesinde katip olarak çalışmaya başladı. Fransızca öğrendi, Selanik Hukuk Mektebi’nde okudu ama bitiremedi. Bu görev sırasında dünyadaki gelişmeleri izlemek ve kendini geliştirmek imkanı buldu. Yurt dışında bastırılan ve gizlice ülkeye sokulan gazete ve kitapçıkları okuyor ve yayıyordu. Böylece Jön Türk hareketine ilgi duydu. Abdülhamid’e jurnallendi ve 30 Temmuz 1896 tarihinde tutuklandı. 25 ay cezaevinde kaldı. Bu süre içerisinde Balkan ülkelerinde yıllarca komitacılık yapmış siyasi tutuklulardan dinlediği deneyimler, düşünce ufkunu açtı. Müteakiben üç yıl kalebentlik cezasına çarptırılmalarına rağmen Abdülhamid cezalarını affetti. Ancak Edirne’de kalacaklar ve İstanbul’a gelmeyeceklerdi. Bunun üzerine Talat Selanik’e gitti. 
 
Bir süre Selanik-Manastır arasında seyyar posta memuru olarak çalıştı. Bu vesileyle genç subay ve aydınlarla tanıştı. Yaptığı görev Avrupa’dan gelen yayınların kolayca ülkeye girişi, dağıtımı için iyi bir olanaktı. Örgütlenme için de uygun bir fırsat sağlamaktaydı. 1899'da Paris’te Jön Türkler ile temasa geçti. 1906 yılında 10 arkadaşı ile birlikte Osmanlı Hürriyet Cemiyeti’ni kurdu. Bir yıl sonra bu cemiyet, Paris’teki Terakki ve İttihat Cemiyeti ile birleşerek “Osmanlı Terakki ve İttihat Cemiyeti Dahili Merkezi Umumisi” ismini aldı. 
 
Gençler arsında hürriyet fikirleri yayılıyordu. 21 Kasım 1907'de memuriyetten çıkarıldı... 30 Temmuz 1908'de İttihat Terakki’den Edirne mebusu seçildi ve Meclisi Mebusan’ın birinci reis vekili oldu. Cemiyeti bütün ülkede örgütlemeye devam ederken, bir taraftan da muhtelif milletlere mensup mebuslar arasında Meclis’te memleket meseleleri konusunda görüş birliği sağlamaya çalışıyordu. 31 Mart ayaklanması üzerine Meclisi Mebusan’ın Yeşilköy’de toplanmasını sağladı. Ayaklanma bastırıldıktan sonra Meclis’te çoğunluğu sağlamış olan İttihat ve Terakki mebusları arasında birlik ve beraberlik düşüncesini oluşturmaya çalıştı. 1909'da İngiltere’ye giden mebuslar heyetine başkanlık yaptı. 8 Ağustos 1909'da Hüseyin Hilmi Paşa kabinesinde Dahiliye Nazırlığı’na getirildi... 
 
1912 yılında Balkan Savaşı’nın ilanı esnasında Edirne’de bulunuyordu ve gönüllü er olarak orduya katıldı ancak yakınlarının ikazıyla İstanbul’a döndü. Balkan Savaşı yenilgisinden sonra 23 Ocak 1913'de İttihat ve Terakki’nin iktidarı ele geçirmek amacıyla düzenlediği Babıali Baskını’na öncülük etti. Sadrazam Mahmut Şevket Paşa’nın öldürülmesinden sonra Sait Halim Paşa Kabinesi’nde yeniden Dahiliye Nazırı oldu. 1915 yılında Ermenilerin tehcir edilmesi nedeniyle Batı kamuoyunda suçlandı. Bir numaralı Ermeni düşmanı ilan edildi. Sait Halim Paşa’nın 1917 de istifa etmesi üzerine sadrazam oldu. 
 
Arkadaşlarınca keskin bir zekaya sahip olduğu söylenen Talat Paşa’nın bitmek tükenmek bilmeyen bir sabrı vardı. İttihat ve Terakki’nin kuruluş, güçlenmesi ve yönetiminde tayin edici bir görev üstlenen Talat Paşa için Hüseyin Cahit Yalçın şunları ifade etmektedir. “Eğer Talat Paşa olmasaydı İttihat ve Terakki olmazdı. O, örgütün kubbe taşı, çimentosu ve temeliydi.”  
 
İTTİHAT VE TERAKKİ'NİN ÇİMENTOSU 
 
İttihat Terakki çok karışık ve idaresi zor bir Teşkilat.. Aralarında önemli ayrılıklar var. Bütün bunları giderebilecek, örgütte uyumsuzluk olmadan işleri yürütebilecek, insanın duygularını ve ihtiraslarını ölçebilecek bir zeka ve kişilik gerekiyordu. Bunları yapabilecek tek kişi Talat Paşa idi. Alçak gönüllü, cesur, en büyük düşmanına bile açıktan hücum eden, yalan, entrika ve iftiraları bir silah olarak kullanmayan, kendi çıkarını hiç düşünmeyen, vatanın ve Türklüğün yükselmesi uğruna her türlü özveriyi gösteren biri idi. Sevilip sayılan, sözü dinlenen, devlet ve vatan adamıydı. Selanik’teki Talat ile Nazır ve Sadrazam Talat Paşa arasında bir fark yoktur. O hiç değişmemiştir. Sadrazam olduğunda Sultan Reşat’a “Çok istirham ederim, bana vezaret rütbesi tevcih buyurmayınız. Memleket ve saltanat makamınıza hizmet için öyle zamanlar ve vaziyetler olur ki, bu unvan benim hareket serbestime ve her yere girip çıkmama engel olur” der. Bir paşa olarak kahveye nasıl gideceğinin kaygısını taşır. Alışır da sonradan çıkmak zor olur diye sadaret konağına taşınmaktan imtina eder. Yerebatan’daki kiralık evinde kalır.  
 
Belki bir gün param olmaz diye arabaya değil tramvaya biniyor ya da yürüyor. Birinci Dünya Savaşı sırasında halkın sofrasında süpürge tohumundan ekmek varken, Talat Paşa’nın da evine vesikayla aynı ekmek alınıyor. Nazırlığı sırasında seyahatler için aldığı harcırahların artanını geri verince görevli memur ne yapacağını şaşırıyor. “Ben hakkım olmayan parayı almam” diyor. Savaş sonrasında kurulan Ahmet İzzet Paşa hükümeti 30 Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi’ni imzalarken İttihat ve Terakki de 1 Kasım 1918'de son kongresini toplar ve Talat Paşa konuşmasını yapar. Aynı gece Enver ve Cemal Paşalar ile birlikte yurt dışına çıkar. Zor ikna edilir. Önce Odesa’ya sonra Almanya’ya geçer. Ali Sai adıyla Berlin yakınlarındaki Charlottenburg’a yerleşir. Siyasal çalışmalarını ve temaslarını buradan sürdürür. Divanı Harbi Örfi’de gıyabında mahkumiyet kararı çıkar ve savunmasını yazar, Berlin’de bastırır.  
 
Talat Paşa 15 Mart 1921'de Sogomon Teyleryan adlı bir Ermeni tarafından evinin önünde katledilir. Öldüğünde cebinden sadece 10 mark çıkar. Berlin’deki mahkemede Talat Paşa’nın katili ailesinin tehcir sırasında öldürüldüğünü, bu nedenle cinayet işlediğini söyler ve beraat ettirilir. Talat Paşa’nın cenazesi 23 Şubat 1943'de İstanbul’a getirilerek Şişli’deki Abideyi Hürriyet tepesine defnedilir. 
 
'ERMENİ KOMİTECİLERİ HAM HAYALLERE KAPILDILAR' 
 

Talat Paşa İttihat ve Terakki’nin 1917 yılındaki kongresinde yaptığı konuşmada şunları ifade eder: “Azim ve metanetine zerre kadar halel getirmeksizin üç seneden beri bütün cephelerde gösterdiği cesaret ve yiğitlik eserleriyle ecdadının ruhunu hoş tutan ve bütün dünyanın takdirini kazanan ordumuzu minnet ve şükran ile selamlarım. Sinesinden böyle bir ordu çıkaran bir millete dayanan devletimiz ebediyen yaşayacaktır ve yaşamak hakkıdır... Harp meydanlarında Osmanlı ordusunun silah zaferini kıramayan, top ve tüfekleriyle istila ve ihtiras gayelerini tatminden aciz kalan düşmanlarımız milletimizi kamuoyu önünde lekelemek ve bu suretle barış zamanında malum emel ve maksatlarına uygun bir zemin hazırlamak üzere gerek kendi memleketlerinde ve gerek tarafsız memleketlerde aleyhimize türlü yalanlar ve iftiralar icat etmekten geri kalmıyorlar ve kamuoyunu yanıltmak ve zehirlemek için her türlü propagandalara müracaat ediyorlar... Ermeniler asırlardan beri bu devletin bayrağı altında yaşayan bir unsurdur. Harici ayrılıkçı telkinlere kendilerini kaptırıncaya kadar bir mesai ve barış unsuru olarak devletin teveccüh ve korumasından tamamıyla istifade etmişlerdir... Hariçten ve dahilden maruz kaldığımız tecavüzlerin Meşrutiyet’i boğmak kastıyla yapıldığını gördükleri halde Ermeni Komitecileri yine ham hayallerine kendilerini kaptırdılar, gerçekleşmesi imkansız ayrılık emelleri arkasında Avrupa’da heyetler dolaştırmaya koyuldular. Ermeni meselesi bu vaziyette iken Harbi Umumi çıktı... Harbe müdahalemiz zamanına kadar sükunu muhafaza eden komiteciler, Ruslar hududumuzu tecavüzle bazı yerlerimizi işgal altına almaya başlayınca sükundan ihtilale, sadakatten isyana geçtiler... bunu orduda bulunan Ermeni neferlerin silahlarıyla dağlara ilticası ve jandarmalara, Müslüman ahaliye taarruzları takip etmiştir... Ancak ordunun önünde Van, arkasında Zeytun ihtilali vuku bulduktan sonra... Bu şekilde yanları ve arkası tehdit altında bulunduğu ortaya çıkan ordunun selametini temin için harp mıntıkaları haricine nakil muamelesi başlamıştır... Silahlı isyan edenlere karşı müdafaa etmek her devletin hakkıdır...” 


GÖRÜNMEYEN LİDER 
 
1911 baharından 1912 baharına kadar Türkiye’de kalan Rus gazeteci Ariadna Tırkova, günlüklerinde ve makalelerinde Talat Paşa’yla ilgili izlenimlerine de yer vermiştir.  
 
“İsteyerek mi tesadüfen mi bilmiyorum o hep saklandı, hep ikinci sırada durdu. Herkes onun rolünü biliyordu, onun Komite’deki en tecrübeli ve usta örgütçü olduğunu, geri kalanların hepsini elinde tuttuğunu biliyordu. Meclis’te basında, yabancı muhabirlerle görüşmelerde her zaman ön plana diğerleri çıktı, Talat Bey ise kenarda durdu. Ama Meclis’in koridorlarında, kırmızı, kalın halılarla kaplı uzun, ahşap kolonlu salonda, Talat, etrafı mebuslarla çevrili bir şekilde durduğu zaman, herkes hemen o tarafa döner ve oranın merkez olduğunu bilirdi.” 
 
Tırkova, Talat Bey’in sakin ve kararlı bir yüzü olduğunu ve tavırlarında, başkalarıyla konuşmalarında alçakgönüllülüğe varan bir sadelik içinde bulunduğunu belirtir. Türkiye’de uzun süre kalmış bir Rus diplomat Tırkova’ya şunları söylemiştir: “Talat Bey gerçek bir vatanseverdir. Ateşli ve onurlu bir adamdır. Kendisi öldürür ama kiralık katil tutmaz.” 
 
Tırkova, Talat Bey’e her taraftan suikast ihbarları yapıldığını anlatır. Ancak Talat Bey gecenin bastırdığı bir zamanda tek başına dar ve karanlık bir yolda görülür. Açık bir tezgahtan et almaktadır. “Niye burada dolaşıyorsunuz sizi öldürmeleri an meselesi” denilmesine verdiği cevap “Ne olacak! Kader kısmet…” olur. Tırkova bir gün Talat Bey ile Galata Köprüsü üzerinde karşılaşmış ve ona “Nasıl böyle geziyorsunuz? Muhalefet gazetelerde sizi açıkça tehdit ediyor” der. Talat Bey her zamanki gülümsemesiyle “Kısmet” der. Tırkova’ya göre ondaki atalarından kalma bir kadercilik değildir. Daha çok kendi gücünü ve kaderin güçlüleri sevdiğini bilen bir adamın inancıdır. Talat Bey’in yapmacıksız ve dürüst bir kişiliğe sahip olduğunu, bilmediği konularda da cehaletini saklamaya çalışmadığını vurgular. 19. yüzyılın sonlarından 1. Dünya Savaşı’na kadar Türkiye’de görev yapmış olan Rus diplomat Mandelştam 1915'de Moskova’da basılan kitabında Talat Paşa’ya ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. “Dahiliye Nazırı Talat Bey’i doğal olarak Jön Türk Devrimi’nin en önemli figürü olarak kabul etmek gerekir. Jön Türklerin hürriyet kahramanı unvanı hak açısından Enver’e değil, Talat’a ait olmalıdır. Oldukça düşük bir eğitime sahip olan ve Selanik’te telgraf idaresinde küçük bir memurluk görevi yapan Talat, canlı, doğal, aklı ve bitmeyen enerjisi sayesinde Abdülhamit iktidarının son yıllarında Makedonya’da devrimci hareketin ruhu olmayı başarmıştır. Ve sonuç olarak Jön Türk partisinin ülkedeki hakimiyeti, esas olarak Talat’ın örgütlenme yeteneğiyle ve demir yumruğuyla sağlanmıştır.” 
 
GERİ ADIM ATMADI BEDELİNİ CANIYLA ÖDEDİ 
 
Talat Paşa, Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı 22 Kasım 1919 tarihli mektubunda , memleketin kurtuluş çalışmalarına katkı için önerilerini açıklar ve göreve hazır olduğunu söyler. Mustafa Kemal Paşa da 20 Şubat 1920'de Talat Paşa’ya gönderdiği cevabi mektubunda, mücadeleyi anlatır, seçenekleri tartışır. Birlikte çalışma uygundur ancak yabancılarla temasların kendi denetiminde yürütülmesini ister. 
 
Öldürülmeden 18 gün önce, 26 Şubat’ta, Hamn şehrinde İngiliz Herbert Aubrey ile görüşür. Aubrey İstanbul’da uzun süre kalmıştır, Jön Türkler ile arası çok iyidir. İngiliz hükümetinin talimatıyla Talat Paşa ile görüşmeye geldiğini belirtir.  
 
Talat Paşa her devrimci gibi yenilgiyi kabul etmeyen ve mücadeleye devam azim ve kararlılığını gösteren gerçek bir Teşkilatçıdır. 1908 İhtilali’nin ruhu ve baş aktörüdür. Talat Paşa’ların vatanseverliği bizi Cumhuriyet’ e götüren tecrübedir, onlar Kurtuluş Savaşımızım bir parçasıdır. Onlar “fedailer” geleneğinin temsilcisiydiler ve başlarını dik tutmanın bedelini canlarıyla ödediler. 
 
Bir Kısmı Alıntıdır...
 
Galip Karayiğit
Şirinevler Mahalle Muhtarı
 
Haberi Paylaş

Facebook Twitter Email Addthis
Yorumlar

Yorumlar (0) / onay bekleyen (0)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.

1500 karakter kaldı

Diğer Haberler
Anasayfa
Hakkımızda
İletişim
Copyright © 2013 - 2015
Düzenleme
Hostasya Web
Hostasya Web

beşiktaş evden eve nakliyat
bakırköy evden eve nakliyat
şişli evden eve nakliyat
arnavutköy evden eve nakliyat